USD
EURO
ALTIN

Arı Olabilmek

Hatice Alanoğlu kaleminden Türk havacılığının değerli ismi Can Erel…

Arı Olabilmek
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Havacılığa gönlünü vermiş, koca yüreğine bütün gökyüzünü sığdırmış bir beyefendi.

Yollarımız kendisi ile lisans tez dönemimde, 2015 Kasım ayında, konu ile ilgili araştırmaları sırsasında bana yapılan bir tavsiye ile kesişti. Ben Anadolu Üniversitesinde lisans bitirme tezimi layığıyla yapabilmek adına verdiğim çabaların neticesinde tanıştım Can beyle. Özellikle bir tarihçinin bu alana ilgi duyması ve bir şeyler yapmaya çalışması onu heyecanlandırmıştı. Randevu alabilmek için ilk arayışımda yurtdışından döndüğü zaman görüşme sözü aldım; ardından ‘…kitabımı okudunuz mu?’ sorusu karşısında mahcubiyetimi gizleyememiştim. Çünkü bu alanda aslında eksik olduğumun farkındaydım işe kendisinin yazdığı kitabı okumakla başladım.

Daha sonra bu alanda yazılar yazmış isimleri havacılıkla özdeşleşmiş önemli kişilerin hayat hikayelerini okuyarak yoluma devam ettim. En nihayetinde donanım kazandığımı düşündüğüm bir zamanda Ankara’da görüşmemizi gerçekleştirdik. Hayat hikayesini dinledikten sonra bir kez daha anladım havacılık tarihinden bir Can Erel’in nasıl geçtiğini.

05\05\2016 tarihinde Ankara’da sözlü tarih çalışması adı altında yaptığımız görüşmede kendisine bir takım sorular sorarak aklımızda çizdiğimiz genel çerçeveye  cevaplar aramıştık aslında.  Hayat hikayesinden bahsetmemin  kendisini, hayallerini ve uğruna verdiği çabaları anlamamız için önemli olacağını düşünüyorum.

Konuşmaya her zaman ki nezaketiyle başlamıştı böyle bir çalışmada kendisine yer ayırdığımız için teşekkür ederek.

canerelhaticealanoglu

Can Erel, orta halli bir Anadolu ailesinin çocuğu olarak Ankara’da dünyaya gelmişti. Her çocuğun bir hayali olduğu gibi onunda çocukluktan gelen bir hayali vardı “Atom Jet Mühendisi” olmak…

Onun hikayesinde, denize karşı evi olmasını engelleyen, gökyüzüne karşı hayallerinin olmasıydı. İşte bu hayallerdi aslında Can beyi “Can” yapan…

Başarılı bir çocuk olarak geçirmişti eğitim hayatını; hayallerinden hiç vazgeçmeyerek.  TÜBİTAK Bilim Adamı Yetiştirme Grubunun (BAYG) başarı bursu ile başlayıp tamamladığı ortaöğretimi sonunda kendi ifadesiyle ‘bursların verdiği motivasyonla başarılı bir lise hayatından sonra 1978 senesinde Türkiye’nin en yüksek puanla öğrenci kabul eden bölümü olan Uçak Mühendisliğine, ‘…atomu yakalamasak da  jeti yakalayalım!’ diyerek başladık’ demişti.  TUBİTAK BAYG başarı bursunu İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi Uçak Mühendisliğindeki yükseköğreniminde de sürdürmüş ve Türk Hava Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı’nın Türk Havacılık ve Uzay Sanayi A.Ş ve iştiraklerinin gelecek kadrolarını oluşturmak için seçerek başarı bursu ile ödüllendirdiği 11 öğrenciden biri olmuştu. Başarıyla devam eden üniversite öğreniminde yaşanan olumsuzluklar  korkuyla karışık bir karar almaya yönlendirmişti kendisini; ailesine bile haber vermeden askeri bir öğrenci olarak üniversiteye devam etmeye başlamıştı.

Adım adım hayallerine ulaşmak için devam ettiği hayatında, yolu Eskişehir ile ilk defa stajda kesişmişti. Staj döneminde Yeşiltepe de kaldığı susuz üniversite yurdundan çok, gözleri parlayarak anlattığı geceleri, arkadaşlarıyla gökyüzünü izlediği anıları vardı.

Derece ile 3.5 senede biten bir üniversite hayatının sonunda Hava Harp Okuluna öğretim üyesi olması istenmiş, ancak, fabrikada insanlarla uçaklarla  çalışabilmek için bu teklifi geri çevirmesi sonrası 1982 yazında 1.Hava İkmal Bakım Merkezine (1.HİBM) tayininin çıkmasıyla Can beyin hikayesi yeni bir döneme başlamıştır.

Staj döneminde, bu fabrikada tanıştığı, çalışma arkadaşlığı yaptığı teknisyenler gelmişti ilk aklına, Eskişehir’e tayini çıkınca. Bir sohbet esnasında ‘Kalabak suyunu içen Eskişehir’e geri gelir,  Kalabak suyu içenin kızı olur…’ demişler kendisine; o da bunu gözlerinin içi gülerek benimle paylaştı ‘ikisi de oldu!’ diyerek.

Eskişehir, hayallerine ulaşmak için attığı adımları sıklaştırmıştı Can beyin. O hayaller ki, “kadınlar, kendinize güvenin; sizin de hayalleriniz gökyüzüne karşı olsun!” anlamındaki “Kadın Yükselsin!” sloganına bir ömür adamaya da ant içirecekti…

1.HİBM’de başladığı görevini aksesuar atölyesinde devam ettirmek istemişti. Can beyin  bir farkı da bu anda yaşanmıştı!  O anı,  yine tez döneminde tanıştığım ve amcam diyebileceğim kadar sıcaklığını hissedip sevdiğim, yine bir efsane havacı olan emekli Hava Mühendis Tümgeneral Fazıl Aydınmakina’dan dinledim; çok şaşırdığını belirterek anlattı:

Buraya gelen her uçak mühendisi uçak fabrika seviyesi bakım ve tamir (FASBAT) atölyelerine ya da jet motor revizyon atölyesine gitmek ister… Bu çocuk aksesuar atölyesine gitmek istiyor…?

Fazıl bey yıllar sonra hala bu talep karşısında şaşkınlığını gizlemiyordu… Ancak Can beyin aklında farklı planları vardı; herkesin başladığı yerden başlamayacak  ve  herkesin  yaptığı gibi yapmayacaktı. Motorcu olmak istiyordu; lakin, önce mikro – alt sistemler sonra makro – ana sisteme geçmekti amacı; bu amacını da diğer amaçları gibi gerçekleştirecekti zamanla.

Aksesuar Revizyon Atölyesi’nde, henüz 20,5 yaşında motor yakıt ve yağ aksesuar atölyelerine şef olmuştu; en genç şefi neredeyse babasından yaşlı imiş… Bu atölyede 10 yıla yaklaşan çalışma süreci ona çok şey katmış, iyi ve işinin ehli insanlar ila çalışmış ve dostluklar geliştirmişti burada da…

“Kadın Yükselsin!”  sloganına uygun ilk uygulamalar bu süreçte hayat bulur… 1.HİBM’ndeki ileri teknoloji süreçlerine ilk kadın mühendis ve teknisyenlerin alınması kararının oluşumu ve bu karara yönelik uygulamaların hayata geçirilmesinde, işe giriş imtihan ve seçimlerinde  doğrudan görev almış; ilk göreve başlayan kadın mühendis ve kadın teknisyenlerin görev yerleri arasında da Can beyin sorumlu olduğu atölyeler de olmuştur.

1990’lı yılların başında  F-16  uçağının F100 motorun yurtiçi fabrika seviyesi bakım kabiliyetinin kazanılmasından sorumlu proje lideri olarak  jet motorlarının revizyon edildiği atölyeye geçmesi istenmiş, Aksesuar Revizyon Atölyesi ve grubundaki ekip arkadaşlarına sevgisi ve içindeki buruklukla, amacını gerçekleştirmek için, Jet Revizyon’da göreve başlamıştır. Ekibinde görev verdiği kadın mühendis ve teknisyenlerin de diğer mühendis ve teknisyenlerine sağladıkları desteği sürekliliğini sağlanmasını sağlayarak ve böylelikle önemli bir  amacına daha ulaşmayı başararak…

Başarı tesadüf müdür bilinmez; ancak uçak motorları  ile ilgili  kariyerinde  çok dikkat çekici başarılar elde etmiş, her birini büyük bir saygı ve sevgi ile andığı projelerinde yer alan ekip üyeleri ve tüm çalışma arkadaşları ile…

Sonrası, 1.HİBM merkezi planlama yöneticiliği; tüm fabrika faaliyetlerinden sorumlu; kendisine bağlı yöneticilerinin de çoğu kadın…

2000 yılında yurtdışı tayinle Amerika’ya gider, “F-16 Türk Kıdemli Milli Temsilcisi” olaak görevinde, kendi ifadesiyle, ‘harika yıllar’ geçirip 2003 yılında yeniden 1.HİBM’ne döner.

Türkiye’ye dönme sürecinde bir gün içerisinde iki şehre üç kez tayini değişmiştir. Kader!

Eskişehir’e yüzbaşı iken müdür olduğu atölyeye yarbayken yeniden atanır;  kısa sürede 1.HİBM Teknik Yönetim Başkanı olur…

Bu üst seviyeli teknik görevde geleceğe yönelik büyük planları vardır Can Erel’in. Çok zaman geçmeden bu planlarını emeklilik sonrası çalışmalarına ertler, albay rütbesinde iken Ocak 2005 içinde emeklilik kararı alır.

Emekli olduktan sonra, üniversiteye devam eden kızlarına yakın olabilmek için aile Ankara’ya taşınır.

Ankara’da doğrudan ilgili olmadığı ancak endüstriyel deneyimi ve teknoloji bilgisi ile yeni bir alana ilgi duyar; gıda katkısı, kimya/ecza alanında çalışmalar yapar. Ardından, alanında sahip olduğu ilkler ile tanınan bir temsilcilik şirketinin savunma ve havacılık direktörü olur. Sonrasında İstanbul’da dünyanın en gelişmiş demir-çelik şirketlerinden birinin Türkiye ticari kanalında genel müdür yardımcısı olarak çalışmaya başlar…

Bütün bu işlerle uğraşırken de havacılıktan kopmayı bir an bile düşünmemiş olacak ki, CNR Holding yönetim kurulu başkanının havacılık danışmanı olma önerisini kabul ederek paralel çalışmalar sürdürür…

Ardından, İleri Teknoloji Endüstri Park’ının hayata geçen ilk özel girişimi olarak Havacılık Bakım Onarım Bölgesi (HABOM) içinde başlayan ve bu parkın dikkat çeken parçası Sabiha Gökçen Havalimanının gelişmesine de önemli katkıları olan hava aracı bakım merkezi kurulması ve faaliyete geçirilmesine yönelik teklifi kabul eder ve kurucu ekip arasında uzun yıllar çalışır..

Yaptıkları ve yapacakları kelimelerle anlatılamayacak derya deniz bir insan kendisi… Sivil toplum örgütlerinde çalışmaları, makaleleri, içeriği, kurgusu ve amacı ile çok özel bir kitabı ve her şeyden önemlisi gönül verdiği alanda hiç pes etmeden örnek seviyedeki çalışmışmaları ile bilinmelidir Can Erel.

Nerde ise her eylemi gibi, ahde vefanın bir örneğidir yazdığı kitap; Can Erel’e göre havacılıkla iz bırakan hiçbir insan unutulmamalı, ilk günki gibi yaşamalıdır aramızda.

Bir insan İZ’i kalmadığı vakit göçer, ayrılır ya, işte Can Erel’de İZ bırakan bir insan oldu bu sebeple benim hayatımda.

Bu yazdıklarım konuştuklarımızın paylaştıklarımızın binde biri bile değil. Henüz, öğretim ve eğitim, medya ve toplumsal cinsiyet dengesi alanlarındaki faaliyetleri ve ululsararası başarıları ile Can Erel’den bahsetmedim… O yüzden, yazacağım onları da sırayla, sizin de desteğinizle. Kendisi nasıl bizlerin hayatında İZ bıraktıysa bende kendisinin hayatında İZ bırakan insanlarla elimden geldiğince görüşeceğim ve sonra ki yazımda bunu sizinle mutlulukla paylaşacağım.

Hoşçakalın ve Sevgili Can Erel’in dediği gibi “vefa;  her zaman!”, vefayı hiç unutmayın.

 

FACEBOOK YORUMLARI

YORUMLAR






    0 YORUM